http://hakanaydinkir.org/wp-content/themes/Nebula%20V2%20Tema/images/125x125.gif

Call Of Duty Black OPS 2 Oyun İncelemesi

Etiketler :

Savaş; insanoğlunun dünya nimetlerini paylaşamamasının, açgözlülüğüne gem vuramamasının dışa vurumu olsa gerek. İsmi bile bu kadar soğuk geliyorken insanlığın bu durumla her an karşı karşıya kalmasını anlamak mümkün değil. Amacım içiniz karartmak ya da savaşlar üzerine bir deneme yazmak değil. Ancak dünyanın en istenmeyen durumunun her alanda nasıl yansıma bulduğunu anlatmak. Beyazperde, edebiyat ve diğer sanatlar derken oyun dünyası da var olduğundan beri savaşları ilgi alanlarının en üst sırasına yerleştirmiştir. Bundan yıllar önce farklı oyunlar bu olguyu anlatmaya çalışmışken günümüzde iki büyük yapımcı bu olguyu büyük bir rekabet içinde anlatıyorlar. Adeta onlar bile savaşı anlatırken bile kendi aralarında savaşıyorlar. Bir yanda Electronic Arts’ın Battlefield anlatımı, diğer yanda Activision’un Call Of Duty sunumu. Bu incelememizde Activision cephesinin son bombası olan Call of Duty: Black Ops 2′yi tanıtacağız.


Sonuçta bir oyun incelemesi olsa da Call Of Duty serisinin geldiği nokta oyun olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Adeta kendi sektörünü oluşturan modern savaşlar rekabeti kar topu etkisi ile büyüyor. Serinin satış rakamları, elde edilen hasılat değerleri, oyun yapım aşamasındaki istihdam rakamları, ayrılan reklam bütçeleri, yapım ekibindeki isimler derken Call of Duty ve Battlefield serileri bundan on yıl öncesinin oyun sektör toplamını geçmiş bulunuyor. Bu duruma gelinmesinde pazarlama tekniklerinin ve her iki oyunun da kendi türünde rakipsiz kalmalarının büyük etkisi var. Sektör analizini biz yinede burada sonlandıralım ve son günlerin en adrenalinli oyununa göz atalım…


Soluksuz bitirilecek oyunlar listesi yapılsa bu listenin en üst sıralarında Call of Duty: Black Ops 2 (CODBO2) yer alır. Bu kadar kesin ve iddialı bir yargıya varmamdaki en büyük etken oyunun etkisinden hala çıkamamış olmam diyebilirsiniz. Ancak ön yargısız ve objektif bir gözle bakıldığında Black Ops 2′nin en güçlü yönünün oyuncuyu kendine bağlaması olduğunu herkes görebilir. Teknik yönlerden sıkıntılar olabilir, hala kaç yıllık oyun motorunun kullanıldığı söylenebilir, kurgu olarak bir çok mantıksızlıklar olduğu belirtilebilir ancak oyunun bir oyunda olması gereken en önemli olgulardan biri olan “oyuncuyu bağlama” işini kusursuz yaptığı konusunda da herkes hem fikirdir. Tüm bu detayları, neden bu yargıya vardığımız açıklamaya çalışayım…

Öncelikle hikayemizden başlayalım. Black Ops 2 zaman sıçraması denilen anlatım tekniğini benimsemiş, yani iki zaman dilimi arasında ansızın git gellerle dolu bir anlatım söz konusu. Oyunun başında Alex Mason’ın 1986 yılında ortadoğu savaşına dönüyoruz. Bu dönüşün nedenini hikayenin devamında anlıyoruz. Geçmişle ilgili hesaplaşmalar ve bu durumun gelecekle ilgili bağlantısı kötü adamımız Menendez-Alex Mason ve Alex ‘in oğlu David Mason üçgeninde geçiyor. Geçmiş bölümleri oynadığımız oyunun ilk kısımlarında Alex’i kontrol ediyoruz. Daha sonra hikayenin gidişatı bir anda 2025 yılına geliyor ve David sahneye çıkıyor. İşte bu andan itibaren de Black Ops 2 şaha kalkmış arap atı gibi bir akmaya başlıyor ki tutabilene aşk olsun. (Arap atı benzetmem boşa değil var bir bağlantısı).


Oyun hakkında yapılan yorumların çoğunda keşke geçmiş dönemle ilgili bölümler hiç olmasaydı da oyunun tamamı 2025 yılında geçseydi tarzında serzenişler gözüme takıldı. Ancak bu zaman sıçramalarının hikayenin bütünlüğünü kavramada oldukça önemli olduğunu söylemeliyim. Zaten bu durum Black Ops 2′yi hikaye anlatımı ve sürükleyiciliği bakımından zirveye taşıyor. Geçmişe gittiğimiz bölümlerde yaşadığımız adrenalin, 2025 bölümlerine nazaran düşük olsa da burada ana kurgunun olayların nedenlerini kavramak olması nedeniyle oldukça önemli olduğunu belirtmeliyim. Oyunun geneline bakıldığında da resmin tamamının görülmesi açısından ne denli önemli olduğu ortaya çıkıyor.
 



Daha önce bu kadar basit oynanışla başlayan başka bir Call Of Duty oyunu oynamış mıydım diye düşünüyorum ama aklıma başka bir oyun gelmiyor. Oyunun ilk bölümleri gerçekten çok basit bir zorluk seviyesi ile başlıyor. Ormanlık arazide geçen bu bölümlerde verilen talimatları harfiyen yerine getirmek zorundasınız. Aslına bakarsanız bu saçma durum oyunun tamamına hakim. Oyun boyunca hissettiğiniz ana duygu “Büyük bir savaşın ortasındayım, kan gövdeyi götürüyor, kurşunlar havada uçuyor ama ben sadece bana denilen yere saklanabilirim.” şeklinde. Sanki gizli bir çubuk yardımı ile iteklenen bir direktif sistemi ile bir şeyleri yapmaya zorlanıyorsunuz.

Yeni oyunumuzun en büyük kozu daha öncede belirttiğim gibi 2025 yılında geçen bölümlerle birlikte aksiyonunun tavan yapması. Oyunda karşılaştığınız gelecek ne aşırı uçlarda ne de çok yakın gelecek kurgusunda. Zamansal açıdan bakıldığında 12 yıl sonrası olmasına rağmen kurgusal açıdan 12 yılda karşılaşamayacağımız durumlar tasarlanmış. Önemli olan kurgudur diyor ve tasarımcıların oluşturduğu evrene saygı duyuyoruz. Tabi bu evrenin nimetlerinden de bahsetmek gerekiyor. Öncelikle karakterimizin kılık kıyafeti elden geçirilmiş ve geleceğe göre tasarlanmış. Duvarlara kolaylıkla tırmanmamızı sağlayan özel ekipmanlarımız, gizlilik gerektiren görevlerde saydamlaşmamamızı sağlayan kıyafetimiz, özel elektronik şok bombalarımız gibi birçok mühimmat ve ekipmana sahibiz. Tüm bunların oyun içinde etkili olduğu anlar çok dengeli tasarlanmış.



Black Ops 2′nin getirdiği en güzel yeniliklerin başında görev öncesi ekipman seçimi ve özelleştirmesi olmuş. Göreve başlamadan önce karakterimizin tüm cephanesini seçebiliyor ve özelleştirebiliyoruz. İki ana silah taşıyabildiğimiz oyunda bu silahların türlerinden tutunda silahların etkilerini arttıracak özel ekipmanlara kadar her detayı istediğimiz gibi ayarlayabiliyoruz. Diyelim ki bir elimizde uzun namlulu bir silah, diğerinde ise pompalı tüfek olsun istiyoruz. Bu iki silahın üzerlerine istediğimiz geliştirmeleri ekliyoruz. Ayrıca yanımızda taşıdığımız bombalarda tek tip değil. Siz bombası, klasik el bombası, elektronik şok bombası gibi bir çok bomba çeşidi bulunuyor. tabi ki tüm bu ekipmanların hepsi birden kullanımımıza açık değil. Kilitli olan ekipmanları açabilmek için hem oyunda belli bir noktaya gelmelisiniz hem de ana görevlerde yer alan ufak yan görevcikleri başarmalısınız.



Oyunun sahip olduğu en önemli yenilik ise oyunun tek kişilik modunda oynanılan Strike Force modu. Bu mod seriyi fps türünden çıkarıp strateji türünün girift yapısına sokuyor. Daha önceki Call of Duty oyunlarında denenmemiş olan bu yenilik sayesinde askerlerinizi bir komutan edası ile yönetebiliyor ve bulunacakları yeri belirleyebiliyorsunuz. Yapımcıların böyle bir maceraya atılması hem biraz riskli olmuş hem de oynanış açısından biraz başarısız olmuş. Serinin geldiği noktayı hepimiz görüyoruz ama gideceği noktayı kestirmek mümkün değil.

Black Ops 2 ana hikaye ve oynanışla ilgili olarak devrim niteliğinde yenilikler yerine ufak rötuşlar yapıyor. Bu yeniliklerden bir kısmı oyunun geneline çok iyi entegre olsa da bazı yenilikler oyun severler tarafından olumlu karşılanamayabilir. Bunlardan bir tanesi de çoklu oyuncu modunda karşımıza çıkan öldürme odaklı puanlama yerine oyunun geneline yapmış olduğunuz katkıya değer veren yeni puanlama sistemi oluyor. Artık direk öldürdüğünüz düşmanlardan değil yapmış olduğunuz asistlerden ve yardımlardan da puan alıyorsunuz. Açıkçası çoklu oyuncu modunda bu gibi yeniliklerin nasıl karşılanacağı merak konusu. Bunun yanı sıra ufak tefek yenilikler haricinde bu modda her şey bildiğiniz gibi.
 


Gelelim yapımın en çok canını sıkacağımız yere yani teknik detaylara. El insaf Activision, yıllardır aynı tatlıyı bize yedirmekten bıkmadın mı? Neden bahsettiğimi biliyorsunuz Kabak Tatlısından. Yahu şu grafik motorunu, oyun dinamiklerini artık değiştirin. Seri gerçekten kabak tadı vermeye başladı. Günümüz oyuncuları tonlarca para vererek bu seriyi alıyor. Serinin elde ettiği hasılatlar da ortada. Neden büyük bir sıçrama yapılmıyor grafiksel anlamda. Cevabını hepimiz biliyoruz ama artık gerçekten baydı. Bu kadar iyi bir kurgu üzerine bir eser ortaya çıkaracaksınız, her aşamasında dünyanın en iyi isimleri ile çalışacaksınız, tonlarca reklam bütçesi ayıracaksınız ama oyunun en temel teknik göstergesine el atmayacaksınız. Bu konuda çok şey söyleyesim geliyor ama grafiksel açıdan Black Ops 2 tam tahmin ettiğiniz gibi diyorum ve bu faslı kapatıyorum.

Black Ops 2 teknik olarak durumu işitsel öğeler bakımından kurtarabiliyor. Grafiksel bakımdan ne kadar negatif şey söylediysem ses ve müzikler bakımından bir o kadar olumlu şeyler söylüyorum. Özellikle müzikler fevkalade başarılı olmuş. Bunda Hollywood ve oyun dünyasının en iyi isimleri ile çalışılmasının etkisi çok fazla.
Nihayet savaş oyunlarının en büyük oyuncularından birinin incelemesinin daha sonuna geldik. Black Ops 2 genel olarak mükemmele yakın bir yapım diyebiliriz. Oyun, aksiyon olarak düşük tempo ile başlayan ve 2025 yılının anlatıldığı bölümlerde zirve yapan ve zirve noktasında da biten bir hız trenindeymişsiniz hissini fazlasıyla sağlıyor. Teknik olarak grafiksel çağ dışılık dışında mükemmele yakın olan yapım genel olarak da serinin en iyilerinden biri olmuş. Tıpkı bu incelemenin sonu gibi savaşların da son bulması ve sadece oyunlarda kalması dileğiyle…

0 yorum: